23 Şubat 2016 Salı

Kız kulesi, Martı, Simit..

Martılara simit atıyorum bir kış sabahında. Sana taşıdıkları selamları aldın mı? Her gün bir selam yükledim oysaki kanatlarına. Beni sana taşıdıklarını fark etmiyor musun? Anlasan keşke...
Güneş batacak sonra saray burnun'da minarelerin ardına saklanacak ışıklar. Gökyüzü kararacak, şehir aydınlanacak. Umursamazlığını farz ediyorum etrafı. Eski bir zamanı izlediğini düşünmek istiyorum. Tam şuan beni hatırla, içinde tıpkı benim sol yanımda belirdiği gibi bir sızı belirsin istiyorum. Seni bu kadar çok düşünürken beni hatırla, aynı sızıyı duy içine istiyorum.
Duysan keşke...

22 Şubat 2016 Pazartesi

Biliyorsun ben belki yaramaz bir kuldum sevdaya düşeli..

"sevgiye hükmümüzü koymak için gayretlerimizi irdelemek istiyorum. Ben hükmümü kendimden ayırınca, kendi sevgine hükmetmen yetmezmiş gibi bana hükmettiğin o akşamı anımsıyorum. Yürüdüğümüz o sokaklar şahit. Gençtik Allah'ım diyor içimden bir ses. Gençtik ve nefsimiz artık bizim için kolay lokma değildi. Ama biz nefs için kolay lokma idik ve sevda taşını bağlamıştı ayağımıza. Ama Allah'ım sende şahittin utanan gözlerdeki o buğulu bakışa. Biliyorsun ben belki yaramaz bir kuldum sevdaya düşeli beri ama senindim, kulundum…"

19 Şubat 2016 Cuma

Kaderin kapıdaysa 'gelme' diyemezsin. Neyimsin sen benim şimdi tam olarak.?

Dalgaların sesi bile adınla dönüp dururken, öğle vakti tepemdeki güneşin tanımına benzerken gülümsemen,

-benim kaderimle oynamasan mı diyorum !.

Ak sakallı dedeler kaderle oynayabilir; yanlış yaparlar gerçi. Onu boşver, sevdiğine "sevmiyorum" demeyi bilmeyiz de, -sevdiğine sevdiğini söyleyememeyi iyi biliriz.
İnsanın kaderini bilmemesi ciddi kafa karıştırıyo. -Aramıyorum, beklicem.
-Gelicen mi sahiden ?
Sana seslendiğimde laaaps diye olsana yanımda İsmail abi gibi. Neyse.. Velhasıl;

/ "Kaderin kapıdaysa 'gelme' diyemezsin."
.. neyimsin sen benim şimdi tam olarak ?

7 Şubat 2016 Pazar

Yâdımda olduğun kâfi, artık yanımda ol!

"Yâdımda olduğun kâfi,
Artık yanımda ol!"
Diye başlayacaktı bu şiir. Lâkin başlamadan mısralardaki her şey uçup gitti, aslında genç kızın sadrı kitlendi ve bitti şiir.

6 Şubat 2016 Cumartesi

Hayat, düşünceleri tutan bir hapishanedir.

Ellerime sarılır beni bir gün unutacaksan bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi boş yere mağaramdan çıkarma beni alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna tedirgin etme beni bu sefer geride bir şey bırakmadım tasımı tarağımı topladım geldim neyim var neyim yoksa ortaya döktüm beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim..

3 Şubat 2016 Çarşamba

NEREDEN BİLECEKSİN

O eski hülyaların sahile vurduğunu
Yakama bir muamma taktığım gün hatırla
Gurbetin mahşerimde bir sıla bulduğunu
Dağlar gibi eriyip aktığım gün hatırla

Nereden bileceksin, şehrin sokaklarında
Kaybolan ışıkların gözlerim olduığunu
Her seher yüreğimde açan karanfillerin
Her akşam ellerimde sararıp solduğunu
Nereden bileceksin

Kim bilir, belki bir gün kapıma geleceksin
Siyah tüylü martılar yorgun pencerelerde
Benimle ağlayacak benimle güleceksin
Göğsümde ızdırabı Deniz fenerlerinin
Hayatımdan fışkıran hüzne gömüleceksin

Her şairin bir gülle bahtiyar olduğunu
Bir sana bir göklere baktığım gün hatırla
Gönlümün kahrın ile ihtiyar olduğunu
Sigaramı sessizce yaktığım gün hatırla

Bilemezsin içimde bir denizdir yaşamak
Sen denizin en uzak noktasında şen şakrak
Ben kırgın dalgalarla avunurum derinde
Gemilere yosunlu mendiller bağlayarak

Nereden bileceksin fesleğen köklerinin
Hecai bulutlardan bıkıp usandığını
Ansızın kayıveren yıldızların ardında
Vuslatı bekleyen bir kalbin yandığını
Nerdem bileceksin

Yağmura boyun büken susuz topraklar gibi
Kim bilir belki bir gün kapıma geleceksin
Sinesinde bi-vefa bir sırrı saklar gibi
İnfazına yürüyen ölü tutsaklar gibi
Gözlerinin hicranlı yaşını sileceksin

Tatlı bir rayihanın göklere dolduğunu
Irmaklara karışıp aktığım gün hatırla
Gölgelerin ruhumu görüp kaybolduğunu
Mavi bir şimşek gibi çaktığım gün hatırla

Gülümse ve uzaklaş çünkü anlayamazsın
Bu kopan fırtınayı Yusuf'un yüreğinde
Koyu bir çaresizlik ayinidir yalnızlık
Züleyha'nın menekşe büyüyen gözlerinde

Nereden bileceksin kayalara tutunan
Devlerin birer birer vurulup öldüğünü
Rüyaları süsleyen eşsiz mücevherlerin
Bir dervişi görünce yere döküldüğünü
Nereden bileceksin

Kim bilir belki bir gün kapıma geleceksin
Kollarında rüzgarlı bir deprem karanlığı
Kapı aralığında sessizce gireceksin
Işıldayan bu gönül şahikası önünde
El pençe divan durup sen de eğileceksin

Bülbülün lalezardan neden kovulduğunu
Bu hayal zindanını yıktığım gün hatırla
Balığın susuz kalıp suda boğulduğunu
Acılar evreninden çıktığım gün hatırla